Suudi Arabistan İklim Hedeflerini Güçlendiriyor, AB Kurallarını Eleştiriyor
Suudi Arabistan, AB'nin ticaret önlemlerini eleştirirken, hidrokarbon gelirlerini iklim kırılganlığıyla dengelemeyi hedefleyerek 2040 yılına kadar daha derin emisyon azaltımları yapmayı taahhüt ediyor.
Suudi Arabistan, 2030 ile 2040 yılları arasında yıllık 335 milyon ton CO2 eşdeğerini (CO2e) azaltmayı, önlemeyi ve ortadan kaldırmayı taahhüt eden yeni bir iklim hedefi açıkladı. Paris Anlaşması kapsamındaki son ulusal olarak belirlenmiş katkısında (NDC) belirtilen bu güncellenmiş hedef, 2019 emisyonlarını temel alıyor.
Yeni rakam, 2030 yılına kadar yıllık 278 milyon ton CO2e azaltımını hedefleyen 2021 planına kıyasla önemli bir artışı temsil ediyor.
İki Yönlü Bir Strateji: Yenilenebilir Enerji ve Karbon Teknolojisi
Suudi Arabistan bu hedefe ulaşmak için doğrudan sera gazı (GHG) azaltımları ve sera gazı dışı çevresel ölçütlerin bir kombinasyonunu kullanmayı planlıyor.
Strateji, çeşitli önemli girişimleri içermektedir:
• Yenilenebilir Enerji: Ülke halihazırda 12,3 GW'lık yenilenebilir enerji kapasitesini şebekesine bağlamış durumda; 10,7 GW'lık kapasite yapım aşamasında ve 34,5 GW'lık kapasite de çeşitli geliştirme aşamalarında bulunuyor.
• Arazi Restorasyonu: Geniş ölçekli ağaçlandırma, arazi restorasyonu ve çölleşmeyle mücadele projeleri, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik yaklaşımın merkezinde yer almaktadır.
• Karbon Yönetimi: Plan ayrıca enerji verimliliğini artırmaya, metan emisyonlarını yönetmeye ve karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS), "temiz hidrojen" ve "düşük karbonlu havacılık yakıtı" gibi teknolojileri uygulamaya koymaya dayanmaktadır.
Petrol Gelirlerini İklim Kırılganlığıyla Dengelemek
Kritik nokta şu ki, iklim planı "hidrokarbon ve türevlerinin ihracat gelirlerinden elde edilen güçlü bir katkıya dayalı ekonomik çeşitlendirme" senaryosu üzerine kurulmuştur. Dünyanın en büyük ikinci petrol üreticisi olan Suudi Arabistan, iklim eylemini temel endüstrisi etrafında yapılandırıyor.
Aynı zamanda ülke, iklim değişikliğinin etkilerine karşı kendi kırılganlığını da kabul ediyor. Plan, "son derece yüksek yaz sıcaklıkları, çok düşük yıllık yağış miktarı, ağırlıklı olarak tarıma elverişsiz araziler ve derin, kapalı yeraltı suyu kaynaklarına aşırı bağımlılık" gibi sorunlara dikkat çekiyor. Su kıtlığı, "en acil endişelerden" biri olarak tanımlanıyor.
Ulusal Katkı Beyanı (NDC), Suudi Arabistan'ın BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında gelişmekte olan ülke olarak sınıflandırılmasına (1992'den beri geçerli olan ve ülkeleri iklim finansmanından yararlanmaya uygun hale getiren bir statü) atıfta bulunurken, planın uluslararası mali desteğe bağlı olmadığını da belirtiyor.
Avrupa İklim Politikalarına Yönelik Tepkiler
Suudi Arabistan'ın Ulusal Katkı Beyanı (NDC), Avrupa Birliği'nin iklimle ilgili ticaret önlemlerini, özellikle de Karbon Sınır Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi'ni (CSDDD) hedef aldı.
Bu yıl yürürlüğe giren CBAM, AB üyesi olmayan ülkelerde düşük emisyonlu endüstriyel üretimi teşvik etmeyi amaçlamaktadır. CSDDD ise AB'deki şirketlerin değer zincirleri boyunca insan hakları ve çevresel etkileri ele almasını zorunlu kılacaktır.
Suudi Arabistan, "bu tek taraflı ticaret önlemlerinin yatırım sinyallerini bozduğunu ve iklim değişikliğiyle mücadele faaliyetlerinin rekabet gücünü ve sürekliliğini etkilediğini" savunuyor. Bu duruş, Kasım 2025'te yapılması planlanan COP 30 da dahil olmak üzere küresel iklim zirvelerinde tartışmalı bir konu haline gelen daha geniş bir tartışmayı yansıtıyor.
Paris Anlaşması'na taraf olan Suudi Arabistan'ın, her beş yılda bir daha iddialı yeni bir Ulusal Katkı Beyanı (NDC) sunması gerekiyor. 2035'e kadar iklim stratejilerini özetleyecek olan bir sonraki planların, Şubat 2025'e kadar BM'ye sunulması bekleniyor.


